Galatasaray'ın yıldızı Eren Derdiyok, milli takım ve Galatasaray hakkında açıklamalarda bulundu. Yıldız oyuncu İsviçre milli takımını seçmesiyle ilgili, "Profesyonel bir karar verdim. Aynı anda iki teklif olsa oturur düşünürdüm. Fakat böyle bir durum da yoktu" dedi.
Futbola başlama hikayesini anlatan 28 yaşındaki forvet, "Çocukluktan bugünleri algılayamıyorsun. Futbolcuların hayatları nasıl olur zenginler mi fakirler mi kafanızda bir fikir oluşmuyor. Bu nedenle sevgi ve aşkla yapmaya başladık. Topla yatardım. Sabah 8'de okulda ders başlayacaksa 7'de okulda olur turnuva yapardık. Sonra terli bir şekilde derse girerdik. Böyle büyürken hep futbolcu olmanın hayalini kurardım. Fakat o zamanlar bilgimiz olmadığı için belki futbol dışında da meslekleri vardır diye düşünüyordum" dedi.
İsviçre Milli Takımı formasını giymesi ile ilgili soru üzerine Eren, "Öncelikle verilen karara saygı göstermek gerekiyor. Başkaları için konuşmam ama kendi durumumu anlatabilirim. Benim çıkışım hızlı olduğu için İsviçre alt yaş milli takımları hemen çağırdı. Orada da iyi bir performans göstermiştim. Altı maçta dokuz gol kaydettim. Bundan sonra Türkiye, Ümit Milli Takım için seçmelere çağırdı. Burada da 50 oyuncu çağırıyorlar belki 1-2 isim aradan seçiliyor.
O dönem İsviçre alt yaş kategorilerinde banko oynuyordum. Seçmelerde kime neyi ispatlamam gerekiyor diye düşündüm. Sonuçta ben İsviçre'de büyüdüm, eğitim aldım. Doğal olarak teklif gelince kabul ettim. İsviçre beni ilk olarak İngiltere'ye karşı Wembley'de oynamak üzere A takıma çağırdı. Bu kadar hızlı çıkış yakalamışken ve elimde başka bir seçenek de yokken böyle bir karar verdim. Ama kendi kendime ben Türkiye'de oynayacağım da diyemezdim. Bunu yapsaydım İsviçre'ye kapıları kapatmam gerekirdi. Profesyonel bir karar verdim. Aynı anda iki teklif olsa oturur düşünürdüm. Fakat böyle bir durum da yoktu" cevabını verdi.
Galatasaray'ın çok topla oynamanın bişey ifade etmediğini dile getiren 28 yaşındaki golcü, "Maçların gidişatına göre değişmek zorundayız. Kazanmalıyız ve bunu istiyoruz. Favori olan taraf biziz. Bu nedenle sahaya çıkıyorsun. Bu da çok güzel bir duygu... Maça çıkalım bakarız diye düşününce ya çok iyi oluyor ya da çok kötü... Kasımpaşa'da da kaybetmek için sahaya çıkmıyorduk. Daha kontrollü oynuyorduk. Burada her maç, rakip kim olursa olsun kazanmamız gereken karşılaşma. Bunu yapacak kapasiteye de sahibiz.
Galatasaray'da başka bir ihtimal söz konusu olamaz. Bazı maçlarda rakip takım kapanıyor. Bu anlarda forveti topla buluşturmak zor oluyor. Rakip sizden daha kalabalık oluyor. Orta sahamızdaki oyuncular maç içinde en çok topla buluşan futbolcular oluyor. Oyuna adapte olmak için bazen biz de pozisyonumuzu değiştiriyoruz. Fakat bizim öncelikli görevimiz önde olmak. Forvet olarak 1-2 pozisyona girip değerlendirmek zorundasınız. 60 kere topla buluşmanız bir şey ifade etmiyor. Kale önünde iki pozisyon bulup değerlendirmek önemli. Takım oyunu da böyle oluyor" ifadelerini kullandı.
.
